Dolandırıcılara dikkat! Sazan sarmalının birer halkası olmayın.

Organize İşler 2 filmini seyredenler, dolandırıcılık sahnelerine komedi senaryosu izler gibi gülüp geçtiler. Oysa her biri maalesef ki yaşanmış gerçek dolandırıcılık hikayelerinden birer alıntı. Filmde izlediğimiz olaylar bana o kadar tanıdık geldi ki, adeta kamu spotu niteliğindeki bu trajikomik filmi yazıya dökmekten kendimi alıkoyamadım.

            Öncelikle çevrenizde bu tarz dolandırılan mağdur insanlar varsa bunlarla dalga geçmemenizi tavsiye ederim. Çünkü dolandırıcıların yöntemleri o kadar çeşitli ve birçoğu o kadar zekice ki, her an hepimizin kandırılması an meselesi. Filmin hemen giriş sahnesindeki -kendini savcı olarak tanıtıp terör örgütüne üyeliğinin tespit edildiği- numarası artık herkes tarafından bilinen, cep telefonlarımıza kadar uyarı niteliğinde SMS olarak atılan klasik ve basit bir yöntem. “Bu numarayı da insan yer mi” demeyin zira dolandırıcılar kurbanlarını seçerken çok titiz davranıyor ve buna kanabilecek insanları özenle av olarak belirliyor. Filmin konusunu oluşturan “demir alım satımı – kuyumcu” sazan sarmalı ise geçtiğimiz yıllarda kendilerine “Dalton Kardeşler” adını veren ve yüzlerce insanı buna benzer yöntemle dolandıran bir çetenin hikayesinden alıntı.

            Teknolojinin gelişmesiyle pek tabi dolandırıcılar da kendilerini geliştirmekten geri kalmadılar. Özellikle internet dolandırıcılığı o kadar artmış durumda ki, savcılarımız mesailerinin çoğunu dolandırıcılık dosyalarına ayırıyor desem abartmış olmam. İnternet alışverişlerinde ücreti peşin ödeyip sipariş edilen giyim vs. ürünlerin istenilen ürünle hiçbir alakasının olmaması, ikinci el eşya satılan sitelerde satıcı ile anlaşıp gönderilen para (kapora dolandırıcılığı), telefonunuza gelen “Tebrikler. X yerden bonus kazandınız. Kartınıza yüklenmesi için şu numarayı arayın” mesajları, son zamanlarda özellikle sosyal medyada yaygın bir şekilde bankalar adına açılan sahte hesaplardan “Cep telefonu çekilişine katılmak için tıklayınız” tarzı aldatıcı linkler. Bunlar basit ama sürekli karşılaştığımız can sıkan dolandırıcılık yöntemleri. Bunlarla baş etmenin tek bir yolu; tanımadığınız numaralara veya bilmediğiniz linklere asla kredi kartı/banka kartı bilgilerinizi vermemeniz. Zira banka bilgileriniz kötü niyetli dolandırıcıların eline geçtiği zaman yalnız dolandırılmakla kalmaz, aynı zamanda bu bilgiler dolandırıcılar tarafından adeta bir “maşa” gibi kullanılır ve günün birinde kendinizi dolandırıcılık suçundan “sanık” konumunda bulabilirsiniz.

            İnternetten hiç bilmediğiniz bir ajansa oyuncu seçmeleri için başvurdunuz ve tabi oltaya gelir gelmez hemen geri arandınız. Sonunda kader size gülmüştü ve çok meşhur bir oyuncu olma şansını yakalamıştınız. Önünüzde ise sadece X tl gibi cüzi bir kayıt ücreti engeli vardı. Sizin için önemsiz bir miktar olan bu kayıt ücreti, sizin gibi onlarca kişiden alındığı zaman dolandırıcılar için oldukça cazip bir miktar haline geliveriyor.

            Yine ikinci el araç alım-satımı yapılan bir sitede biri ilanınızı görüp sizi aradı, aracınızı görmek istedi ve alıcıyla her konuda anlaştınız. Notere gideceğiniz gün aksilik bu ya alıcı -çok önemli bir mazeret bildirip- gelemeyeceğini ancak onun yerine kuzeninin notere geleceğini söyledi. Alıcı size X miktar parayı transfer etti ve sizde buna güvenerek “parayı elden aldım” yazılı noter satış belgesini imzalayarak aracınızı kuzene sattınız. Ve Bingo! Dolandırıldınız. Alıcı yanlış para transferi yaptığını iddia ederek parayı geri isteyecek, siz “ama aracı –kuzenine- sattım” diyeceksiniz. Ancak alıcı ile kuzen arasında hiçbir bağ bulunamayacak ve maalesef ki siz hem aracınızdan hem de paradan olacaksınız.

            Unutmayın ki dolandırıcılar oldukça zeki insanlar ve günlük gelişmeleri de çok yakından takip ederler. Kurbanlarını çoğu zaman günlük gazetelerden seçerler. Nasıl mı? Diyelim ki bir yakınınız tutuklandı ve gazetelere düştü. Artık yakını olarak adliye dolandırıcılarının merceği altındasınız. Sizin telefon bilgilerinize ulaşıp kendilerini avukat, eski hakim, eski savcı olarak tanıtırlar ve yakınınızın X suçtan tutuklandığını, onu 7 gün içinde serbest bırakabilecek bağlantılarının olduğunu iddia ederler. Tabi siz o anın şokuyla, en ufak bir umut kırıntısına dahi inanarak hipnoz edilmiş gibi talep edilen tutarı dolandırıcılara ellerinizle takdim edersiniz.

            Mesleki hayatımda dolandırıcılık dosyalarıyla çok fazla karşılaşmama rağmen, keşfettikleri her yeni yöntem beni bile şaşırtıyor. Son zamanlarda karşılaştığım ve sayısı gittikçe artan bir dolandırıcılık yöntemini özellikle size aktarmak istiyorum. Bankamatikten para çektiniz ve genç bir delikanlı yanınıza yanaştı. Öğrenci olduğunu, banka kartını bankamatiğin yuttuğunu veya kartının kaybolduğunu, ailesinin kendisine kira parası göndereceğini, sizin hesabınıza yatırmasının bir sakıncası olup olmadığını sordu. Siz de gayet tabi insanlık ölmedi ya hemen kabul ettiniz. IBAN numaranızı verdiniz hesabınıza para yattı ve parayı çekip genç çocuğa verdiniz. BİNGO! Sadece dolandırılmadınız, artık dolandırıcılık çetesinin bir üyesisiniz. Ve aylar/yıllar sonra, bir anlık yaşadığınız bu olayı unuttuğunuz bir zamanda kapınız çalacak ve dolandırıcılıkla suçlandığınızı öğreneceksiniz. Çünkü hesabınıza gelen para başka bir mağdurun hesap bilgileri çalınarak sizin hesabınıza aktarılmıştı ve siz de bu çetenin bir üyesi olarak gelen parayı çekip adını dahi bilmediğiniz çetenin diğer bir üyesi olan genç çocuğa verdiniz. Yıllar sonra hakim karşısına çıktığınızda ise “X parayı sen mi çektin” sorusuna doğal olarak “evet” diyeceksiniz. Ve artık o an “Organize İşler” filminin meşhur paradoksuyla karşı karşıyasınız “Para nerde?” – “Çocuk nerde” 🙂

            Bu yazım naçizane bir kamu spotu niteliğindedir. Şahsen yakınlarımı karşılaştığım dolandırıcılık olayları konusunda mağdur olmamaları adına sık sık uyarırım. Ancak maalesef ki artık mağdur olmaktan ziyade “sanık” olmamaları adına çok sıkı uyarıyorum. Zaten mağduriyet yaşadığınız bir konuda bir de mahkeme salonlarında suçsuzluğunuzu ispatlamaya çalışmak tabiri caizse “pirincin taşını ayıklamak” emin olun ki çok can sıkıcı bir durum. Hele ki bizim ülkemizde (suçsuz olduğunuz ilerde ispatlansa da) bir olayda “sanık” sıfatında yargılanmanız dahi “güvenlik soruşturmasında” sıkıntı yaratacaktır. Bu nedenle dolandırıclara karşı çok ama çok dikkatli olmanızı, karşılaşacağınız benzeri konularda iki kere düşünmenizi, tanımadığınız insanlara karşı ise her daim şüpheyle yaklaşmanızı tavsiye ederim.

                                                                                                           Av. Duygu Delibaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir